← Ana Sayfa

Sevgili yoldaşım,

Sevgili yoldaşım,

Bu mektubu Amed Cezaevi’nden yazıyorum. Burada zaman yavaş ilerliyor ama insanın düşünmeye bolca vakti oluyor. Günler birbirine benziyor; sayım, kapı sesleri, kısa havalandırma ve tekrar hücre. Buna rağmen insan kendini kaybetmiyor, çünkü neden burada olduğunu biliyor.

Cezaevi koşulları zor. Fiziksel olarak değil sadece; asıl zor olan insanın iradesini kırmaya yönelik baskılar. Fakat biz bunu yeni bir şey olarak görmüyoruz. Tarih boyunca halkımızın karşılaştığı yöntemlerin farklı bir biçimi bu. Burada önemli olan, kimliğini ve durduğun yeri koruyabilmek.

İçeride dayanışma çok kıymetli. Bir parça ekmeği paylaşmak, bir haberi aktarmak, bir selam göndermek bile insanı ayakta tutuyor. Yalnız olmadığımızı bilmek, dışarıdaki mücadelenin sürdüğünü hissetmek bize güç veriyor. Bu yüzden dışarıyla bağımızı koparmamaya çalışıyoruz.

Şunu bilmeni isterim: moralimiz yerinde. Kimse teslim olmadı, kimse pişmanlık dayatmalarına boyun eğmedi. Burada olmak mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Aksine, mücadelenin başka bir alanında durduğumuzu biliyoruz.

Dışarıdaki herkese selam ilet. Mücadeleye sahip çıkmaya devam etsinler. Bugün biz içerideyiz, yarın roller değişebilir. Önemli olan, bu sürecin hafızasını diri tutmak ve yaşananları unutturmamak.

Kendine dikkat et. Görüşeceğimiz günlerin geleceğine dair inancımı koruyorum.

Selam ve saygılarımla,
Amed Cezaevi’nden bir politik tutsak